top of page

Bakmak ve görmek arasındaki fark...

Bu sabah, gözümü açtığımda, bulutsuz, gri ıslak bir gökyüzü ile karşılaştım.


Birkaç gün önce kızımın sevinç çığlıkları eşliğinde uyanarak, dışarı baktığımda bembeyaz tablo gözlerimi kımıştırmış, yüreğime dolan hüznü saklayabilmek için hemen balkona çıkmıştım, müthiş manzarayı geniş çapta görebilmek için dercesine.. Aslında nedense bu güzellik, kızımı sevinçle yerinde, kalbimi ise hüzünle göğsümde hoplatmıştı.


Çok severim kar manzaralarını, karlı dağ evinde, şömine önüne atılmış postun üzerinde kadeh tokuşturan romantiklerin filmlerini seyretmeyi, çocukların neşe ile kaydırak kaydırmalarını, kardan adam yapmalarını, ellerim donduğundan karıncalanmaları, yanmaları hissedene kadar kar topu oynamayı,.. Kapısından sıcak buharların çıktığı fırının yakınından geçerken duyduğum tazecik ekmek kokularını..


Ama, bir o kadar da korkarım karlı havadan!


Kayıp bir yerlerimi kırmaktan, o güzelim manzaramın içine girebilecek evsiz, barksız, kimsesiz, insanların "bugün sana, kim bilir belki de yarın bana" diyemeden kınadıkları, üşümüş yüzler, gazete kağıtları ve kartonların içine kıvrılmış, vücutlar görmekten korkarım. Ac üşümüş ıslak postlarının içinde sığınacak bir yer, yiyecek bir lokma, içecek bir kâp su arayan dostlara, yardım edememekten, yetersizliğimden utanırım, gocunurum, üzülürüm..


Beni okuyan benliklerin içerisinde, haliyle bu duygularımı eleştirenler olacaktır. Beni çok yufka yürekli, karamsar bulan eleştirilere hedef olabilirim. Gayet normal. Çünkü fark ettiyseniz, yukarıdaki serzenişlerimle, bir şekilde ben de eleştiriyorum. Kendi hislerimi, düşüncelerimi anlatırken, benden farklı bakanlara yaşadıkları, etkilendikleri tecrübelerin ışığında değerlendirmeler yapanları eleştiriyorum. Farkında ya da bilincine varmadan yapabilirim bunu. Belki de sadece kendimi haklı çıkarabilmek, ya da örnekler kullanarak dikkati kendi görüşlerime çekebilmek için yapabilirim..


Sonuçta, önemli olan gözlerimizle baktığımız yolu, yüreğimiz aydınlatmıyorsa, yolumuzu bulmamız zorlaşır.. Fikirlerimiz, düşüncelerimiz, konuştuklarımız birbirlerini bir noktada bulamazlar. Kendi benliğimizde kayboluruz.


Bu yazımı, kendi yaptığım bir tablo ile sunacağım, sizlere.. Amacım, tabii ki beğeninize sunmak :)


Ama, asil amacım, bu tabloda neler gördüğünüzü okumak.

Benim ilk eleştirenlerim, çocuklarımdır. Tablomu bitirdiğimde ve kendilerine sunduğumda...


Sitemde belirttiğim gibi, biraz sizden, biraz benden :)


Eğer bana, iyi ya da kötü, pozitif veya negatif, sevdim ya da sevmedim.. Belki de evime acilden gelen, tanımadığım doktorun, ilgisini çekmesi üzerine giderken duraklayıp, hayretle birden "benim tipim değil, muayenehaneme asmam, ama tablonuz bana konuşuyor!" demesi gibi, bir iki cümle ile duygularınızı bana duyurursunuz..


Günlük yaşantımızın monotonluğunda, basit ve sıradan diye tanımladığımız her şeyin ardında, bizleri şaşırtacak pozitif güzellikler bulabilmek için, baktığını görenlerin çoğalacağı yarınlar temennisiyle..

Yorumlar


bottom of page