SOS! Ben YINE KAYBOLDUM
- Ben kendime gerekliyim

- 21 Ara 2020
- 3 dakikada okunur
Yardımıma ihtiyacım var, ben yine kayboldum.
Iki kıyı arasında mekik dokurken yönümü bulmak yine zorlaştı, yine cakildim duygularımın altına gizlenen kayalara.. Sadece önümü görmeye çalışırken kullandığım iç güdüm yine geç kaldı, kayboldum..
Kendimi kullanılmış, aldatılmış kısacası ihanete uğramış hissediyorum, yine..

Tablo : Richard Ramsey
Düşünmeye ihtiyacım var, ben yazarak ve kendimi okuyarak analiz edebiliyorum. İçimdeki fırtına durulmaya yüz tuttuğunda beni çalkalayan kişinin karşısına dikilebiliyorum. O da eğer “O” kişi buna degiyorsa..
Su anda yapabileceğim tek şeyi yapmaya çalışıyorum, kendim ile hesaplasiyorum. Nerede hata yaptım, sorun nereden kaynaklanıyor?
Her varlığın, şeffaf köpükler içinde yaşadığını düşünürüm ben, “balon” haklarımızın bittiği ve korunma sınırlarımızın başlangıcını belirler. Benim balonum patlamak üzere, çünki korunma sınırlarımı aşmasına izin verdiğim, sevgi ile uzun senelerdir beslediğim bir insanın, bana çok ağır gelen, darbesini yedim.. Yönümü şaşırdım..
Bir ay kadar önce, birbirimizi iyi anlamamıza yardımcı olan konuşmalarımızdan birinde, beklemediğim bir anda, seneler önce aldığı, yanlış, bir karar ve sonuçlarının hala omuzlarında yük olduğunu anlattı. Çok iyi hatırladığım o talihsizligin tarihine ışınlandı, düşüncelerim. Sorularıma tatmin edici cevaplar alamamanın verdiği ürkeklikle destek olmuştum kendisine, bana açtığı eli geri çevirmemistim. Prensiplerimin ışığında yanındaydım, aileme kabul ettiğim bu varlığa güveniyordum.
Alt üst olmuştu beynim, sırrını öğrendiğim, o gece zor geçti. Şokun etkisiyle güçlenen düşüncelerim sayesinde uyumadım. Sorular! Öksüz ve yetim sorulara sahip çıkan benligim..
Niçin sırlarını anlattı bana, benden beklediği neydi? Neden şimdi?
8 sene önceki kullanilmisligimin acısı.. Düşündükçe, prensiplerim ve sağduyulu olmam sayesinde tehlikenin, ailemi ve beni kıl payı es geçtiğini idrak ediyorum.
Acaba, günah çıkarmasının nedeni, hayatı tehlikesi yüksek bir ameliyata girmek üzere oluşum olabilirmi? Cikamiyacagimi mi düşündü, acaba?
Bana anlattıklarının senelerce benden sakladığı, tanımadığım bir yönünü/yüzünü kesfetmeme neden olduğunu niçin idrak edemiyor?
Ailesinin haberi varmı acaba?
Narin, kendini savunmaktan aciz, hayal dünyasında yaşayan, ufacık bir streste eli ayağına dolaşan, yüreği ağzında, saf, her şeyden önemlisi, dürüstlüğüne inancım tam olan birisi! Idi.
Ameliyat olalı 1 ayı geçti, hala vücudum normal randimani tutturamadı, doktorlar en az iki ay daha sabır diyorlar.
Hani insanın içinde bir şeyler rahatsızlık verir ama buna neyin sebep olduğunu bilemeyiz ya, işte öyle bir duygu kemiriyor içimi.
Bendeki değişikliği ikimizde fark ettik.Varlığına yakınımda tahammül edemeyisimi hissettiğinden bocalamaya başladı, kendi değimiyle, hiç bir neden olmadan niçin ona değişik davrandığımı sorguladı.. Bir kaç kere konuştuk bu mevzuyu ve sonunda açıkça, çigce soylemedikten sonra durumu idrak edemiyecegini anladım. Oysa konuştuğumuz her 2 dildede şansımı denemiş, hasarı azaltmaya çalışmıştım.
Ameliyat tarihi, Covid 19 yüzünden, yeni bir karantinanin başlama tehlikesi ile acilen kararlaştırıldı. Çok stres yaptım. Sinirlerimiz yay olmuştu, yine de kemane caliyorduk, moral olmak için birbirimize..
O hafta bana kök söktürdü. Her gün işten çıkıp bize geldi. Daha kapıdan girdiğinde, negatif “aura”si nefesimi kesiyordu. Birde iş arkadaşlarının hayatları, kıskançlık, geçimsizlik, ihanet, dalavera kokan senaryoları dinlemek istemedigimde üzerime gelmesi.. Şımarık çocuklar gibi kendini dışlanmış hissettiğini bahane ederek olaylar çıkarması.. O anki ruh durumumu anlattigimda verdiği cevaplar, onun kendi şahsında kilitlendiğini farkettirdi bana ve civanadan çıktım!
Içimden geçenleri en çıplak ve net haliyle kendisine söyledim. “O”na egoist olduğunu, 3 gün sonra hastahaneye yatacak olanın “ben” olduğumu, her zaman dünyanın göbek deliği olamayacağını ve artık beni bekleyen zorlu döneme hazırlanmak için yalnız kalmak istediğimi söyledim. Konuşmamı, kesik kesik nefes alış verisimde, girtlagimdan çıkan hırlama sonucu, kısa kesmek zorunda kaldım.
Cİğerlerime çektiğim hava yeterli gelmiyordu.. Düşünceli gözleri daldı gitti.. Bir iki saniye, sonra kendisine kızarak; niçin böyle bir kişiliğe sahip olduğunu anliyamadigini, egoist olduğunu kendisininde fark ettiğini, bir türlü degisemedigini, yardımıma ihtiyacı olduğunu söyleyerek, yine lâfı kendinde bitirdi.. Sinirle bacaklarına saplaklar indirirken, ağlamaya başladı.
Kendimi onun durumunu analiz yaparken buluverdim! Yine..
O sıralar aile ve iş dünyasındaki sorunlarıyla boğuşuyordu, hayat koçuna ihtiyacı vardı, yani bana, her zaman ki gibi. Yalnız kalmaktan, beni kaybedeceğinden, o kadar korkuyordu ki; stresini kontrol edemiyordu. Karmaşık duygularının yoğunluğu altında doğru yolu ararken git gide daha çok batıyordu.
Bu son zamanlara kadar ortamımızda kuvvet, orta direk bendim.. Yalpaladigim, başımı dayayacak bir omuz aradığım bu zor günlerimde etrafımı saran paniği hissettim.
Ameliyattan 3 gün önce gördüğüm anestezistin anlattıkları, 2 gün önce yapılan, Covid 19 tahlil sonucunu beklemek çok zor oldu.. Etrafımdaki çember git gide daralıyordu, kaçıp gitmek geliyordu içimden; Ama nereye? Vücudumun ender olarak yapılan bu ameliyata ihtiyacı vardı, üstelik Covid kaçılacak bir yer bırakmamıştı su koskoca dünyada!
Korku ve çaresizlik!
Ameliyat öncesi ve sonrası tek başıma buldum kendimi, bu diyardaki tek ailem olan çocuklarım, Covid 19 yüzünden, engellendiler, yanıma yaklastirilmadilar.. Çok zor oldu bizim için, çok ağır geldi, bize.. Yalnızlık çok zor.
Bu devre içinde “O”nun desteğine, çocuklarımı yalnız birakmamasina minnettar kalamadigimi hissettim. Alışık olmadığım bir duygu bu!
Narkoz, kimsesizlik ve reanimationda geçirdiğim 28 saat basimami vurdu acaba derken, aramalarına cevap verme istegimin olmadığını farkettim…
Yine kendine olan iç güveninin tekledigi bir dönem. Hiç iyi denk gelmedi bu sefer, çünki benim de vücudum tekliyor, dinmeyen yorgunluk ve acı sinirlerimi harap ettiğinden, katlanmakta zorlanıyorum..
Zaten nefes almakta güçlük çekiyorum, iyice boguldum!
Kendime, kendim el vermeliyim.
Yazdıklarımı okurken, ne kadar zorlandığımı daha iyi anlıyorum.
Birgün uçakta bize can yeleği ve oksijen maskesini nasıl takmamız gerektiğini anlatan hostesi çağırıp, kendisine bebeğimi göstererek ona maskeyi nasıl takacagimi sormuştum, aldığım cevap o gün bugün aklımdadır. Eğer maskeyi çocuğunuza takarsaniz, O sizi tehlike anında kurtaramaz, ama kendinize takarsaniz ikinizide kurtarma şansına sahip olabilirsiniz.



Yorumlar