Tutku ve Özveri.. Hedefe ulaşmak, hayallerimizi gerçekleştirmek için..
- Ben kendime gerekliyim

- 28 Ara 2020
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 20 Oca 2021
Eğer bir seyi başarmak istiyorsanız, bunu içinizde hissediyorsanız, kaybetmeyi, acı çekmeyi göze almalısınız:
Kendisini kanıtlamış bir yaşam koçu olan Steve Abdelkarim, videolarından birisinde anlatıyor. Derslerine katılanların, kendisi ders verirken, önlerindeki kağıda bir şeyler karaladıklarını gördüğünde, öğrencilerin söylediklerini dinlediklerinden şüphe duymadığını şu şekilde açıklıyor.
Verilen bilgilerin yoğun olması, kapasitesi saniyede en az 4 bilgi ile sınırlı olan bilinçli beyini saf dişi bırakıyor. Yerini, ezberleme görevini, saniyede en az 4 milyar bilgiyi kabul edebilen bilinçaltı almak zorunda kalıyor.
Örnek olarak, sınıfın en arka sıralarında, yanındaki arkadaşı ile konuşurken, bir yandan da sandalyesinde sallanan ve kağıdına bir şeyler karalayan bir öğrencisini veriyor.
Kendisi ders anlatırken, durumu görüp, öğrencisini sorguladığında, anlattıklarını rahatça özetlediğini gözlemlemiş oldugunu anlatiyor. Sonuçta, Öğrenciye, koçunun sorgulaması sırasında, gerekli olan bilgiyi, bilinçaltı sunmuştur.
__________
Hepimizin sorduğu sorulardan birisi:
Hayatıma yön vermek için ne yapmalıyım?
Denemek Kaybetmek Başarı...
Sorunun cevabi bu denklemde saklı:
Başarmayı deneyeceksin ve kaçınılmaz bir şekilde bütün insanlar gibi sen de acınacak bir şekilde kaybedeceksin.
Seveceksin, birlikte yasamak isteyeceksin. Ama, ilişki hayatında başarısızlığa uğraman kaçınılmaz olacak. Çünkü, bu konuda basarili olman için gerekli öğrenimi görmedin, kendinin en güzel halini vermeyi bilmiyorsun, bilgilendirilmedin, bilmediğin sulardasın, kaybetmek kaçınılmaz..
Genellikle insanlar kaybettikten sonra, risk almayı bırakıp, denemeye son verirler. Çünkü, çektikleri acı, güvensizlik yüzünden, yeni riskler alıp, bir şeyler elde etmektense, oldukları gibi kalmayı tercih ederler.
İşte bu yüzden insanların sadece % 5i; deneye/kaybede, deneye/kaybede, deneye/kaybede, bir gün başarıya ulaştılar!
----------
Hayatini düzene koymak için öncelikle :
- Yeteneklerini aramak,
-Yine aramak,
- Yeteneğini bulmak,
- Yeteneğini başkalarıyla paylaşmak.
Su anda beni okuyanların hepsi bir yetenek sahibi.
Teknik bir şekilde yeteneğini bulmak en az 10 sene alıyor.
Bazılarımız hatırlayacaklardır, ilk denedikleri yeteneklerinden; zorluğu veya istedikleri sonucu alamadıkları için çabucak vazgeçip bir diğerine geçmişlerdir.
Önemli olan, yeteneğini bulana kadar uğradığımız başarısızlıklar değil, önemli olan onu bulduğumuzda başkalarıyla paylaşmaktır.
Şarkıcı isen, konserler vermek.
Yazar isen, kitaplar yazmak.
Milyoner olmak senin için basit ise, yeteneğin bu ise, diğerlerine bunu öğretmektir..
Önemli olan, gerçek hayalinizin ne olduğunu keşfetmek, bunu gerçekleştirmeyi yürekten hissetmektir!
----------
Elinize bir parça kağıt alın, üzerine, kabiliyetinizin, hayalinizin, hedefinizin ne olduğunu kocaman yazın. Ve aynı kağıdın üzerine, eğer amacınıza ulaşamazsanız, eğer basarisiz olursanız yapacağınız, ikinci bir hedef yazın. B planınızı yani..
Bir kişinin taksi çağırdığını hayal edin.
İçine bindiğinde şoför sorar: Nereye gidiyoruz?
Yolcu cevap verir: hmm, bilmiyorum...
Şoför: Ben sizi bilmediğiniz bir yere götüremem ki!
Yolcu : Sen sürmeye başla, bakarız..
Eğer şoförlük yapan babanız eve geldiğinde, başindan geçen bu durumu evde anlatsa, ve sonrasında yolcunun, halinden memnun bir şekilde, camdan bakarken, saatlerce gezindiklerini söylese, ..
Ne düşünürdünüz bu yolcu hakkında? "Suna bak, gideceği yeri bilmeden, taksiye biniyor!" demez miydiniz?
Bu sadece bir taksi! Bir de bir kişinin hayatında nereye gittiğini bilmediğini düşünün!
Şimdi, herkes kağıdına hayalini ve eğer başaramazsa uygulayacağı, 2. planını yazdıysa, ben hemen belirteyim:
HIC BIR ZAMAN, 2. BIR PLAN, YANI YEDEK PLAN YAPMAMALIYIZ!
Dünya üzerinde yedek plan yapan sadece 3 tip insan var:
1) KAYBEDENLER,
2) KORKAKLAR,
3) ZAYIF KARAKTERLİLER.
-----------
Niçin yedek plan yapmamalıyız?
Belki de okumuşsunuzdur, dünyanın 10 klasiği içinde yer alan, "savaş sanatı" isimli kitabında, Sun Tzu anlatıyor:
- Bir kaleyi veya köyü çevirip ablukaya aldığınızda, halkın kaçabileceği, ufak bir açıklık bırakmalisınız. Birçok imparator, sözünü dinledikleri ve her defasında savaşı kazandıklarından, merak edip soruyordular:
-Niçin? Nasıl oluyor da kaçış yolu bırakmamıza rağmen, rakiplerimiz savaşı kaybediyor? Bu tekniği açıklar mısın?
Sun Tzu cevap verir:
-Bir köyü, şatoyu çevirdiğimiz zaman, hiçbir çıkış yolu olmadığını gören insanlar, nasıl olsa katledileceğiz diye düşünerek, ellerine geçirdikleri silahlarla, tüm güçleri ile çocuğu, ailesi, evi, parası için can havli ile çarpışırlar! "Ümitsizlikten doğan enerji" dediğimiz bu olağan ustu güç sayesinde, zayıf gördüğümüz bir kişi, 10 samurayı yere indirebilir, ve kazanma şansları çoğalır!
Açık bir yol bırakıldığında ise, kimisi kaçar, kimi karar veremez.. İnsanlar şaşkınlık, bilinç bulanıklığı yasarlar.
Savaşı kazanmak istiyorsanız, insanlara ufakta olsa bir çıkış yolu bırakmanız gerekir.
Eğer biz de kendimize, 2. bir seçenek verirsek, aynı bu savaş taktiklerindeki durumu yaşarız.
Beynimizde açtığımız fay yüzünden, ümitsizlikten doğan enerjimizle, arzularımızı elde etmek için var gücümüzle çalışamayız.
------------
Son bölüm, seçim stratejisi...
Bir taksiye biniyoruz yine ve nereye gideceğiz sorusuna:
- Çanakkale, Bolu, Ankara, İzmit... diyerek cevap veriyoruz.
-Ok, nereden başlayalım?!?
İşte, seçimlerimizi doğru yapmayıp, her şeyi denemek veya aynı anda yapmaya kalkarsak:
- Her yere gidelim! Dersek, taksi sonuçta hiçbir yere gidemez.
İşte bu yüzden, eğer bir seçim yaptıysak, seçtiğimiz hedef üzerinde çalışmalıyız, bütün arzu, istek ve gücümüzle, sonuna kadar.. En azından denemeliyiz, eğer denemezsek ya da birçok tavşan pesinde koşarsak, sonunda hiç birini yakalamayı başaramayız.
Bazı insanlar vardır, onlarca projeleri olduğundan bahsederler, konuşurlar, anlatırlar, hayal kurarlar, havalara girerler. Ama, zaman geçer, hiçbir şey yapmazlar.. Bu tip insanlar sonunda, yasamak için hayallerinden çok uzak islerde çalışır, kaçırdıkları fırsatlara hayıflanırlar.
En başarılı balerin veya baletlerin ayaklarını gördünüz mü hiç?
Veya, Disneyland'in kurucusu Walt Disney, hayallerinin projesi için ihtiyacı olan krediyi, çok havai bir fikir diyerek, vermeyen kaç bankanın önüne çıktı biliyor musunuz?
302!
En sonunda, 302ci bankadan, gerekli krediyi elde etti ve tarihin en büyük tema parkı olan Florida'daki Walt Disney World'u kurdu.

Thomas Edison’a, 999 denemeden sonra yaptığı bininci deneyde ampulü bulmasıyla ilgili olarak şöyle bir soru yöneltmişler:
- 999 kez hata yapmanıza rağmen, bininci deneyi yapacak gücü nereden buldunuz? Edison şu yanıtı vermiş:
- Ampulün icadı bin aşamalı bir süreçti. Hata gibi görünen ilk 999 aşama, bininci ve son aşamaya götüren öğrenmelerle doluydu.

3M firmasının, hatalar nedeniyle bu günlere geldiği anlatılır.
Örneğin, ofislerde üzerine küçük notlar yazmak için kullandığımız Post-it’ler bir hata sonucu bulunmuştur.
1900’lerin başında 3M şirketinin yöneticileri, araştırma geliştirme (ar-ge) bölümüne dünyanın en güçlü yapışkanını geliştirme talimatını verirler.
Yapılan uzun çalışmalardan sonra ar-ge bir yapışkan geliştirir. Ancak buldukları yapışkan, dünyanın en güçlü yapışkanı olmak bir yana, en zayıf yapıştırıcısıdır. Öyle ki, küçük bir bebek bile yapıştırılan nesneyi iki parmağıyla hafifçe çektiğinde nesne kolaylıkla gelmektedir.
3M şirketi, eğer ar-ge ekibini hatasından dolayı cezalandırsaydı ve buluşlarını çöpe atsaydı, bugün 3M firmasını dünyaya dağıtan ve en büyük şirketlerinden birisi yapan Post-it kağıdı olmayacaktı.
Bugün dünya şirketleri, hata yapanları cezalandırmıyor. Tam tersine, hata yapmayanları bünyelerinde barındırmıyorlar.
Hata yapmamanın iki nedeni olabilir:
-Iş yapmayanlar hata yapmaz.
-Risk almaktan çekinenler hata yapmaz.
Hata yapma pahasına risk alma kültürü, bugünün iş dünyasında yaygınlaşıyor. Ama hatalara yaklaşımın şu olması gerekir:
Hata yapmaktan korkmayın. Ancak, silginiz kaleminizden önce tükeniyorsa, hatalardan korkmalısınız.





Yorumlar